
Kesinlikle demokrasi sadece yüzleri değiştiriyor. Dünya hiç de iyi bir tarafa gitmiyor. Malesef içimde yaşayan Polyana da ölüyor.
Bizler yine iyiyiz. Kelimelerimizle kendimizi az çok ifade edebiliyoruz. Çocuğunun okul masraflarını karşılayamayan anne/babaların dili lâl olurken, biz burada ahkam kesebiliyoruz.
Bu ne boktan, bu ne sikim bir iştir anlamak mümkün değil.
İçimde dalga dalga kabaran nefret duygusu her geçen gün bir şeyleri de önüne katarak tsunami olurken, ben yine de çaresiz bir şekilde bekliyorum.
Hürriyet, Posta vs gazeteleri satın almam ama epey olmuştur, Hürriyet’te Hıncal Uluç’un köşesinde bir yerde görmüştüm: “En iyi rejim, halkın istediği ve onunla mutlu olduğu rejimdir.”
Demokrasi bize yetiyor ama bu sistemden anladığımız nedir, tartışılır. Batı’nın kavramlarıyla kendimizi ifade ederken bazı insanlar kendilerine “liberal” ya da “özgürlükçü” diyebiliyor. Çok acı. Herkese ve her şeye özgürlük istiyoruz ama bunu ifade ederken “Gomünist oldun çıktın” sözleri dillere pelesenk oluyor.
Çok canım sıkılıyor. Fatih’te 50 m2 içerisinde 5 genç hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor, Honkong’ta fakir işçiler hayvan barınaklarındaki tel kafeslerden farksız yerlerde yaşam savaşı veriyor.
Dünyamız çürüyor! İyi insanlar azalıyor. Herkesi sevmenin gerekliliğinden bahsetmiyorum. Yaşam hakkından bahsediyorum. Gördüğümüzde burnumuzu çevirdiğimiz, iğrendiğimiz canlılardan daha fazla yaşayacağımızı kimse garanti edemez. Her canlının yaşam hakkı vardır. İyi bir yaşam hakkı vardır. Bu hakkı elimizden alanlar, almaya çalışanlar ve bize fırsat vermeyenleri eleştirmeliyiz.
Tam bir ütopyadan bahsediyorum değil mi? Yazık… O zaman alın size kaval. Kendi kendinize çalıp kendi kendinizi uyutmanız için…
Design by Simon Fletcher. Tumblr kaynaklı.
© Copyright 2010